Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak Kitabının Konusu, Özeti, Karakterleri, Açıklaması, PDF, Yorumları, Yazarı

Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak'ın Fotoğrafı

Kitap Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak
Yazarı Paul Nurse
Türü Bilim Kitapları
Yayın Yılı 2022

Paul Nurse tarafından 2022 yılında kaleme alınmış olan Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak kitabı hakkındaki tüm bilgiler sitemizde.
Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak pdf, Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak konusu, Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak karakterleri, Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak yorumları, Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak açıklaması ve ayrıntılı bilgileri aşağıdaki yazımızda!



Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak – Paul Nurse


Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak Kitabının Konusu

Tüm canlılar hücrelerden oluşmaktadır. Yaşamı ve onun işleyişini anlamak için en küçük yapıtaşını yani hücreleri ve hücrelerin faaliyetlerini iyi anlamak gerekmektedir.


Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak Kitabının Özeti

Şuana kadar edinilen bilgilere göre bütün canlılar hücrelerin bir araya gelmesiyle meydana gelir. Hücre, yaşamın temel taşıdır. Yaklaşık yüz elli yıldır var olan hücre kuramı, biyolojinin de temel alanlarından biridir. Hücrenin hikayesi yaklaşık 1665 yıllarında Londra’da Robert Hooke ile başlar. Bu keşfi tetikleyen şey ise mikroskobun keşfidir. Hücrelerin çoğu gözle görülemeyecek kadar küçük olduklarından ancak 17. yüzyılın başlarında mikroskobun keşfiyle incelenmeye başlanabilmiştir. Hooke ise önce kendi mikroskoplarını yapmış ardından da bu araçlarını hücreleri araştırmak için kullanmıştır. 18. yüzyıl sonrasındaki çalışmalarda da bilim adamları bütün canlıların benzer parçalardan, yani hücrelerden meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bu da aynı zamanda her hücrenin kendi başlarına bir canlı olduğu anlamına gelmektedir. Bazı hücre soyları dünyanın çeşitli yerlerinde petri kaplarında yıllardır yaşatılabilmektedir. Büyüklüğü ya da karmaşıklığı ne olursa olsun her canlı öncelikle tek bir hücreden oluşur. Ayrıca hücreler genel olarak benzer davranışlara sahiptirler. Büyürler, çoğalırlar ve ne olursa olsun hayatta kalma ya da üreme mecburiyeti varmış gibi davranırlar. Hücrelerin işleyiş biçimi aynı zamanda bizim yaşamın işleyiş biçimini de anlamamıza yardımcı olur.

Hücrelerin özü genlerdir. Genler, her hücrenin kendi aktivitelerini nasıl belirleyebileceğine dair çeşitli yönergeler taşır. Bu yönergeler de hücreler çoğaldıkça kuşaktan kuşağa aktarılır. Genlerin keşfi, kalıtımın işleyişinin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Kalıtımın gizemini bir noktaya kadar da olsa anlayabilen ilk kişi Gregor Mendel olmuştur. Mendel, kalıtım örgülerini incelemekten ziyade bezelye bitkileri ile çeşitli deneyler yapmış ve gen çalışmalarının önü bu şekilde açılmıştır. Mendel genleri tam olarak tarifleyemese de bu parçacıkların kalıtımla nasıl aktarıldıklarını tarifleyebilmiştir. Bütün hücreler, gen takımının eksiksiz bir kopyası gibidir. Bu genler vasıtasıyla döllenmiş bir yumurta hücresi bir insan vücudunun oluşumunu gerçekleştirir.

Genler, DNA’dan yapılmıştır. DNA, hücrelerin faaliyetlerini sürdürürken ihtiyaç duyduğu bilgiyi şifreler ve kopyalanarak yeni hücrelere taşınır. Hücrelerin bölünmesi ve kopyalanması eş zamanlı gerçekleşir. Bu kopyalanma sırasında yaşanan varyant ya da anomaliler mutant olarak adlandırılır. Oluşan mutasyonların tamamı ki bu DNA şifremizin yüzde 1’den azına tekabül eder, dünya üzerindeki insanların farklılığını oluşturur. Bu da demek oluyor ki etnik köken, dil, din, ırk farketmeksizin insanlar birbirine çok büyük bir gen benzerliği göstermektedir.

Biz dahil tüm canlılar, sürekli bir değişim halindedir. Bu şekilde türlerin ya soyları tükenir ya da yeni bir türe dönüşürler. Evrim konusunda en önemli kişi, dünyayı dolaşarak bitki ve hayvan fosillerini toplamış olan Charles Darwin’dir. Bunların hepsini “Türlerin Kökeni” adlı kitabında anlatmıştır. Biyolojideki büyük fikirler içerisinde en tanınmış fikirlerden biri de doğal seçilimle gerçekleşen evrimdir. Ayrıca Aristotales de Darwinle benzer görüşü savunur. Doğal etkenlerin getirdiği kısıtlamalar ya da avantajlar uzun vadede değişime yol açabilir. Şartlara adapte olabilen türlerin yaşama olasılığı artar ve dolayısıyla bu türler çoğalarak yeni türlerin de kendilerine benzer olmasını sağlar, böylelikle doğa şartları ile rekabet edemeyen canlılar elenmiş olur. Uzun vadede en başarılı olan türler, istikrar ile değişim arasındaki dengeyi en iyi kuranlardır. Bütün yaşamın aynı kökenden geliyor olmasıi doğal seçilim yoluyla evrimin genel bir sonucudur. Bu bize ayrıca dünyadaki tüm türlerle akrabalık ilişkimiz olduğunu gösterir.

Doğal seçilim yalnızca evrim sırasında gerçekleşmez, hücre düzeyinde de gerçekleşebilir. Hücrelerin büyüme ve bölünmesini kontrol eden mekanizma hasarlanırsa, kontrolsüz hücre bölünmesi gerçekleşir ve bu da kansere sebep olur. Bu kanserli hücreler vücudun bağışıklık sisteminden kaçabilirlerse zamanla daha çok çoğalıp vücutta baskın hale gelebilirler. Bu da genetik hasarın büyümesine ve daha saldırgan kanser hücrelerinin oluşmasına neden olur. Bu hücreler sistemin tekelini eline alırlar ve vücudun özkaynaklarını daha fazla büyümek için kullanırlar. Kanser tedavisinde en fazla ümit vaat eden yaklaşımlardan biri, kanser hücrelerini normal hücrelerden ayırt edebilen akıllı ilaç teknolojileridir. Bu yaklaşım tedavinin sağlıklı hücrelere zarar vermeden kötü hücrelerin yok edilmesini amaçlar.

Doğal seçilim yoluyla evrilme yeteneği, yaşam formlarının kısıtlı ve fiziksel varlıklar olması, canlı varlıkların kimyasal, fiziksel ve enformasyonel makineler olması yaşamı tanımlar. Bu üç ilkeye uygun davranan herhangi bir varlık için canlılık özelliği gösteriyor diyebiliriz. Ancak bildiğimiz kadarıyla canlı olan ve yaşamın anlamı üzerinde düşünebilen tek yaşam formu insandır. Bu yüzden yeryüzünde yaşamla ilgili diğer canlılara nazaran özel bir sorumluluğumuz vardır. En temel sorumluluğumuz da yaşamı anlamaya çalışmaktır.


Yaşam Nedir? Beş Adımda Biyolojiyi Anlamak Kitabının Açıklaması

Nobel Ödüllü biliminsanı Paul Nurse bu kitapta yaşamı, biyolog olmayanların da anlayacağı şekilde tanımlamak gibi zor bir görevi üstleniyor. Biyolojinin temelindeki beş büyük fikri -hücre, gen, doğal seçilim, kimya ve enformasyon olarak yaşam- tane tane açıklayıp tüm canlıların ortak keşif yolculuğunun haritasını çiziyor.

“Hücre bölünmesini denetleyen bazı genlerin kâşifi Sör Paul Nurse bu hayat dolu kitapta, biyolojinin derinliklerine dalıp ‘yaşam’ın olmazsa olmaz beş özelliğini gün ışığına çıkarıyor. Yazdıkları öylesine bilgilendirici, her bir bölüm öyle şaşırtıcı gerçeklerle dolu ki kitabı elimden bırakamadım.”

SIDDHARTHA MUKHERJEE, GEN VE TÜM HASTALIKLARIN ŞAHI’NIN YAZARI

(Tanıtım Bülteninden)


Yorum yapın